Kişisel Gelişim

Herkes mi Ölür?

İnsan inanmaya ihtiyaç duyan bir varlıktır. hayatın son dönemlerine yaklaştıkça kaçınılmaz sonun koşar adım kendine geldiğini gören bireyler sığınacak bir dal kendilerini rahatlatacak bir oluşuma girerler. ölümden sonraki hayat hakkında düşüncelere kapılmak bireyi ruhani ve beyin fonksiyonları açısından son derece destekler. çünkü insan beyni sonsuz kavramını yeterince algılayamaz, doğa kanunları, yetiştirilme şekli, yaşadığı evren hayat tecrübeleri çokça karşılaşılan bir durum olmayan sonsuzluk kavramı karşısında yetersiz kalır. bu sebepten birey sonsuz karanlığı düşündükçe ölümden sonraki hayata daha çok inanır. bu da bireyi rahatlatır.
Namık Kemal’in ölüm hakkında çok güzel bir sözü vardır; “Herkes Kimsenin Sağ Kalmadığını Bilir de Kendisinin Öleceğine İnanmak İstemez”. Zordur ölümü kabullenmek, önce sadece uzaklarda birilerinin öldüğünü düşünür, ölenlerin sadece başkalarının akrabalarının, başkalarının ana babasının, başkalarının çoluğu, çocuğu, kardeşi, evladı olduğunu düşünür. Tanıdığıysa üzülür, belki kederlenir, bi cenazeye denk gelmişse yakınlarını görmüşse düşünür, kalanlarına üzülür. Ya sonra?
İnsan çok yakınını, her sabah gördüğü, her akşam iyi geceler demeden uyuyamadığı kişileri kaybedince hisseder ölümün gerçek olduğunu. Yaşlanır, sıra arkadaşları, askerlik arkadaşları, eski iş arkadaşları birer birer bu dünyadan gittikçe, akranları azaldıkça sıranın kendine geldiğini anlar. İlk paragrafta da çokça değindiğimiz gibi, ölenlerin nereye gittiğini düşünür, tekrar tekrar sonsuzluğu düşünür, çoğu zaman düşünürken laf lafı açar. Sonsuzluk kavramından korkar. Korktukça sonrasının olduğununa daha çok inandırır kendini.
Birey korkar da, kendini inandırır da, hatta o kadar alışmıştır ki ölümün gerçekliğine, farkındadır her şeyin ama 90 yaşında bile olsa hatta bir asır bile devirmiş olsa, aylar sonra yapacağı şeylerin hayalini kurar, küçük torununun düğününü düşünür, 2 sene sonraki fındık ya da pamuk hasadını düşünür, hep ileriyi düşünür, hep. İnanır çünkü, ölümün gerçekliğini kavrasa bile hayal kurmaktan vazgeçemez.
Hayat tektir, dünyada geçen zamanlar saman alevi gibidir, söner gider, dumanı tüter sonra, belki de ardından yenilen helva kazanının dumanıdır o, belki de keşkek. Ama sorsan koskoca 80 sene yaşamış, yaşadığı 80 senede onca hayatın başladığına ve bir o kadarının bittiğine şahit olmuş, çokça mutlu an ve bir o kadar üzücüsünü yaşamış, bu dünyada 29200 gün, 700bin den fazla saat kalmış, nasıl geçti ömrün diye, göz açıp kapayıncaya kadar der. Doyamaz insan hayata.
Şimdi düşünün bu kadar ölümden bahsettik, ölümün gerçekliğiden bahsettik, ölüm gerçektir de hayat değil midir?
En gerçeği hayattır, 1 sefer gelinir, bir ömür verilir. Gelişi 2 kişiyi mutlu eder, ilerleyişi ve bitişi kaç kişiyi mutlu eder kaç kişiyi kahreder bilinmez, ama bu hayattan 1 sefer geçeceksiniz, geçeceğiz, ne insanlar öldü, ne insanlar 1 metre toprağın altına girdi. Mutlu olmaya bakın, mutlu etmeye bakın, yaşadığımız 1 saniyenin tekrarı yok, mutlu olmak herkesin hakkı, kötü insanları kötü yapan sevgisizliktir, mutsuzluktur.
Ölümü daha fazla düşünüp kendinizi bunaltmayın, çünkü ilk düşünen siz değilsiniz ve en çok düşünenler bile yüzleşti bu kaçınılmaz sonla. Mutlu olun, mutlu edin, bir gün buralardan gideceğinizin de farkına varın, iyi olmaya bakıp yaşadığınız hayatın tadını çıkarın. Buraya kendi isteğinizle gelmediniz ve istediğiniz zaman gitmeyeceksiniz. Ve en önemlisi 2 nesil sonra adını hatırlayan kalmayacak, o yüzden bu dünyaya sizden bir parça, bir eser bırakın. Çünkü siz öldüğünüzde bu oyun bitecek.

Etiketler

Psikolojiktir

Site yöneticisi. Alandan olduğu için sitedeki bütün içerikler en son yöneticinin onayından geçirilerek yayınlanır. Alanla ilgili bilgileri, 4 yıllık lisans ve 2 yıllık çalışma hayatının getirdiği deneyimleri birincil ağızdan paylaşmaktadır.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgini Çekebilir

Close
Close
Close